• banner_006.png
  • banner_037.png
  • banner_009.png
  • banner_028.png
  • banner_016.png
  • banner_002.png
  • banner_018.png
  • banner_008.png
  • banner_026.png
  • banner_011.png
  • banner_021.png
  • banner_013.png
  • banner_022.png
  • banner_007.png
  • banner_025.png
  • banner_040.png
  • banner_010.png
  • banner_029.png
  • banner_001.png
  • banner_031.png

Mısırlılar döneminde susuzluğu giderici özelliği nedeniyle çöllere taşınan nar, İspanya’daki antik şehir Granada’ya da ismini vermiştir. Bilinen en eski meyvelerden biri olan nar özellikle Asya, Orta Doğu, Akdeniz ve Amerika Birleşik Devletlerinde yetiştirilmektedir.

Çok Güçlü Bir Antioksidant:  Özellikle C vitamini ve delphinidin, cyanidin ve pelargonidin isimli 3 çok güçlü antioksidanttan zengin olması narı hastalıklara karşı çok önemli bir savaşçı haline getirmiştir.

Çok Zengin Bir Polifenol kaynağıdır: 1 bardak nar suyunda yeşil çaydan 3 kat fazla polifenol bileşiği bulunmaktadır.

Antimikrobiyal Özelliklidir: Laboratuvar deneyleri narın yaşamımızı tehdit eden bazı bakterileri yok etmede etkili olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Kalp-Damar Sağlığını Destekler: Günde 1 bardak nar suyunun diyet programlarına eklendiği insanlarda kalp fonksiyonlarının düzeldiği ve Kolesterol değerlerinde düşme belirdiği gözlemlenmiştir. Bu durumun narın flavonoid içeriğinden  kaynaklandığı düşünülmektedir.

Hipertansiyon Düşmanıdır: Yapılan bazı araştırmalar, düzenli narsuyu tüketen hastalarda 2 haftadan itibaren sistolik kan basıncı ve çarpıntıda %30 civarında azalma olduğunu ortaya koymuştur.

Kansere Karşı Müthiş Bir Koruyucudur:  Nar suyunun, göğüs, kolon kanserlerinde kanser hücrelerinin gelişimini önemli ölçüde engellediği ve hücre ölümünü arttırdığı ortaya çıkarılmıştır.

Kaliforniya Üniversitesinde bir grup bilim adamı; nar suyunun kanser hücrelerinin hareketliliğini ve prostat kanser hücrelerinin kemiğe metastaz yapmasını sağlayan kimyasal sinyalleri azalttığını ortaya çıkarmıştır.

Prostat kanseri Amerika Birleşik Devletleri’nde kansere bağlı ölümlerde 2. Sırada yer almaktadır.  Bu kanser türünün; radyasyon veya cerrahi müdahale sonrasında tekrarı durumunda izlenen tedavi prosedürü ise kanser hücrelerinin üremek için kullandığı erkeklik hormonu testesteronun baskılanmasıdır. Ancak kanser hücreleri zamanla, hormon baskılama tedavilerine dirençli hale gelmekte; üstelik daha agresif hareket ederek, kemik iliği, lenf nodları ve akciğere metastaz yaparak hastanın ölümüne yol açmaktadır.

Martin-Green  laboratuvarında ortamında, kültürde oluşturulmuş kanser hücrelerinde testesterona dirençli yani metastaz yapmaya daha eğilimli olan  hücrelere nar suyu enjekte etmişler ve hücrelerin daha hareketsizleştiğini ve güçsüzleştiğini gözlemlemiştir. Araştırmacılar, nar suyunun kanser hücrelerinin yapışkanlığını arttırıp (metastaz yapmalarını engellemesi), hücre gücünü azaltmasını içeriğindeki; fenilpropanoidler, benzoik asitler, flavonlar ve konjuge asit isimli kimyasal bileşiklerle ilişkilendirmişlerdir.

Martin-Green  laboratuarlarında ayrıca kemik iliğinde üretilen ve kanser hücrelerinin kemiklere geçerek  farklı formlarda tümörler üretmesini sağlayan önemli bir proteinin fonksiyonlarının nar suyu tarafından belirgin şekilde inhibe edildiği (engellendiği) ortaya çıkarılmıştır. Tüm bu sonuçlar nar suyunun özellikle prostat gibi metastaz yapma eğilimi fazla olan kanser türlerinde ilerlemeyi durdurucu etkileri olduğu ve uygulanan tedavilere destek olarak kullanılmasının başarı oranını arttırabileceğini ortaya koymaktadır.

Kemik Kayıplarını Engeller: Nar özünün kemik kaybını önemli ölçüde azalttığına dair araştırma sonuçları mevcuttur.

Bu kadar sağlık dostu özellikleri ve lezzetlimi lezzetli tadı olan narın tüketilmemesi sağlığınız için büyük kayıp olacaktır. Diyetisyeninizden söylemesi…

Sağlıklı Beslenin, Hayatı Yakalayın

Uzman Diyetisyen Ceylan Akiş

Geri Dön

 

 

 

 

 

 

 

Hesaplamalar     Besinlerin İçerikleri    Mucize Besinler